Taş

illüstrasyon Deniz K.

Ben bir taşım.
Sertliğim sorulmaz, yerim bellidir.

Karacadağ’ın eteklerinde, kır çiçekleri arasında yaşarım.

Kır çiçekleri rengârenktir. Güneşi sırtlarına aldılar mı, değmeyin keyiflerine. Onların varlığı, renklerini üzerime yansıtır. Renklerle tanışmamı onlara borçluyum. Ama çiçekler benim varlığımdan habersizdir. Onlar güneşle oynaşır durur; bense aralarında, olduğum yerde durup kalırım. Ne uzarım, ne kısalırım.

Beni kırmanız için büyük bir güce sahip olmanız gerekir.
Şu ana kadar Karacadağ’da benden daha güçlüsü çıkmadı karşıma.

Kış geldi.
Buralarda kış sert geçer. Karacadağ’ı beyaz bir örtü sarar. Ben de o örtünün altında düşünür dururum.

Yine soğuk bir kış günü, karlar üzerimi bir örtü gibi sarmışken, yanımda toprağı tüm gücüyle delen bir çiçekle karşılaştım. Kimdi bu? Benim kadar sert olmalıydı. Bu kara kışta, üzerinde karışlarca kar varken, toprağı delerek nefes almaya çalışan bir çiçek…

Günlerce izledim onu. Toprağı delmeye çalıştığı anları, toprakla savaşını, var olmaya çalışını…Topraktan çıkardığı tomurcuğunu görene dek, neyle karşılaşacağımı bilmiyordum.

Yüzünü kaldırdı ve bana doğru uzandı boynu.
Nasıl olabilirdi?
Bembeyaz, narin bir çiçek… Bu sert toprağı delip geçerek Karacadağ’ın tepesinde, yalnız başına duran benim yanımda açabilirdi.

O narin ve kırılgan görüntüsünün ardında, benim gibi sert bir ruh taşıdığı belliydi.

Hiç konuşmadık.

Tüm kış, dondurucu soğuğa benim yanımda direndi. Günler geçti: kar fırtınaları, çetin soğuklar, karanlıklar… O yanımda dimdik ayaktaydı. Güzelliği ve direnci beni ona hayran bıraktı.

Aylarca izledim onu.
Kış, artık yalnızca soğuk değildi.

Sonra üzerimizdeki örtü erimeye başladı. Yüzeyim güneşle temas etmeye başladığında anladım. Başını öne eğmişti. Yanımda tüm kışı dimdik geçiren o narin çiçeğin güzelliği solmuştu.

Gideceğini o an anladım.
Gözlerini kapatmadan önce,
“Dur… Sen de kimsin?” dedim, giderken.

Yorgun gözleriyle bana doğru uzattı bakışlarını.
“Adım kardelen,” diye fısıldadı sessizce.
Ve derin bir uykuya dalmış gibi kapadı gözlerini.

Herkes varken, o yoktu.
Kır çiçekleri yine güneşle oynaşıp etrafı renklendirirken, kardelenim çoktan uykuya geçmişti.

Ey kardelen…
Ben hâlâ buradayım.
Taşa gölgen düştü bir kere.

Şimdilik hoşça kal.

Deniz K.

Yorum bırakın