
5 Ocak 2026
Bugün sabah boğazımdaki ağrıyla tekrar uyandım.
Yılbaşı ertesinden beri süregelen bir halsizlik ve hastalık hâli var üzerimde. Ama tabii ne naz ne niyaz… Sessizce yaşıyorum hastalığımı. İki gündür beni uyuşturan bir ilaç alıyorum. Uykumu oldukça getiriyor. Uyumakla bayılmak arasında bir yerdeyim; ne tam uyuyorsun ne de uyanıksın.
Bu yüzden sabah okula gitmedim.
Oysa beni bekleyen tonla iş var. Bunu düşününce omzuma bir ağırlık çöküyor. Ama bu yoğunluğu ben seçtim; sonuçlarına da katlanmak zorundayım.
Sabah altı gibi uyandım. Salondaki çalışma masama geçtim. Masanın üzerine vuran sarı ışığın altında, hafta sonu yapmam gereken işleri tek tek, sırasıyla yapmaya başladım. Öğlende doğru tarhana çorbası, İspir fasulyesi ve yanına pirinç pilavı pişirdim. Akşama ben atölyedeyken, okuldan eve gelecek çocuklar için yemeği hazırladım. Yapılacakları toparlayıp atölyedeki dersime geldim.
Kendimi iyi hissetmediğim zamanlarda, aksine daha iyi görünmeye çalışırım. Bugün de öyle yaptım. Elbise giydim. Beni tanıyanlar bilir, fular severim; elbiseme uygun olanı seçtim. Saçlarımı taradım, makyajımı yaptım. Hasta görüntüsünden uzaklaştırdım kendimi. Hareketli ve enerjik bir insan olduğum için, hastalığın yüzümde bıraktığı hâli sevmiyorum. Bu yüzden normalden bile iyi görünmeye çabalarım.
Sanırım hayatımın her döneminde, içimdeki denizle dışarıdaki deniz hiçbir zaman aynı olmadı. Bunu bir zamanlar düşünce doktoruna söylediğimde, bana “İki Deniz’i de anlatır mısın?” demişti. Anlatmıştım. Artık görüşmüyor olsak da, arada sohbet arasında bana söylediği bazı şeyleri hatırlıyorum.
İçimdeki deniz sessiz.
Kuyucaklı Yusuf’ta, insanın en çok sessizlikte incindiğini anlatır Sabahattin Ali. Söylenmeyenlerin, söylenenlerden daha ağır olduğu o yerden bahseder.
Bugün de öyle bir gündü.
Ses çıkarmadım.
Kimseye anlatmadım.
Ama içimde bir şeyler ağırlaştı.
Belki de bu yüzden hastalık insanı sadece bedenen değil, içten içe de yavaşlatıyor. Konuşmayı değil, susmayı öğretiyor. İçimdeki Deniz bugün kabarmadı. Dalga yapmadı. Sadece derinleşti.
Ve ben, o sessizliğin içinde, bugünü böyle geçirdim.
Deniz K.
Yorum bırakın