10 Ocak 2026
Dün güzel ve keyifli bir akşamdı; eski arkadaşlarımla buluştum. Zamanın araya girdiği, ama büsbütün koparamadığı bağlardan biri. Öncesinde Gülseren’le yarım saat baş başaydık.
Gülseren benim için başka türlü bir dost. Yıllar geçse, hiç haber almasak bile; bir araya geldiğimizde sanki sadece bir virgül koymuşuz da oradan devam ediyormuşuz gibi bir hâlimiz var. Ona kendimi tuhaf bir açıklıkla yakın hissediyorum. Filtresiz.
Gülseren, cevap vermeden önce seni duyan insanlardan.
Dinlerken acele etmiyor, kelimeleri tamamlamıyor, araya girmiyor. Sadece orada duruyor. Bu da insana, kendini toparlamak zorunda kalmadan konuşabilme lüksü veriyor.
Tertemiz bir kalbi var. Hayatı olduğu gibi kabullenişi, tekâmül seviyesine ulaşmış zihni ve aramızdaki o sessiz uyum… Hani olur ya; bilge insanlar vardır, gidersin, artısıyla eksisiyle anlatırsın. Yargılamazlar. Olduğun hâliyle kabul ederler. Sonra tercihi yine sana bırakırlar. Gülseren onlardan.
Şimdilerde meğerse Ortaköy’e taşınma telaşındaymış. Bir kahve uzağımdayken, aramıza Marmara Denizi’ni koymuş. Olsun. Bazı bağlar mesafeyle ölçülmez. Birbirini anlayan ruhlar, araya denizler girse de birbirlerine dokunmanın bir yolunu mutlaka bulur.
Gülseren ve ben gibi.
Deniz K.
Yorum bırakın