Bu Benim Habitatım

illüstrasyon Deniz K.

30.01.2026

Sevgili günlük,

Ocak ayı bitiyor.
Zaman, insana hiç sormadan ilerliyor. Günler bir taksimetre gibi art arda düşüyor ve ben çoğu zaman o hıza yetişemiyorum.

Hava yağmurlu. Mutfak masasındayım. Henüz yatağın sıcaklığı vücudumdan çekilmemişken, pencerenin arasından sızan soğuk ayaklarıma değiyor. Kahve makinesinin mekanik sesi, martıların dağınık çığlıkları ve yağmurun cama vuruşu birbirine karışıyor. Sabah müziği gibi. Güne, böyle başlıyorum.

Düşünmek bende nefes almak gibi.
Bir eylem değil, bir durum. Zaman zaman bu süreklilik nefes darlığına benziyor. Geceleri aynı sorular dönüp duruyor; gündüzleri dikkati işe sabitleyerek ayakta kalıyorum. Odaklanmak bir kaçış değil, bir tutunma biçimi. Hayatın kendisini sorguladığım bir eşikten geçiyorum. Bu da beni zorluyor.

Geçen gün derin deniz balıkları üzerine bir şey izledim. Okyanusun güneş almayan en alt katmanlarında yaşayan balıklar… Üzerlerinde insan bedeninin dayanamayacağı bir basınç var. İnsan o derinliğe inse, ezilir. Onlar ezilmiyor. Çünkü sert değiller. İç basınçları, dışarıdaki basınçla dengede. Hayatta kalmaları dirençten değil, uyumdan kaynaklanıyor.

Onlar ezilmemek için sertleşmiyor.
Biz ise çoğu zaman hayatta kalmak için taşlaşıyoruz.

Taş olmak, incinmemek için katılaşmak demek.
Duyguyu kapatmak, mesafe koymak, kabuklanmak. Dayanıklı görünmek uğruna hissizleşmek. Taş sağlam sanılır ama esnek değildir. Basınç arttığında çatlar. İçine hiçbir şey almaz; ne acıyı ne sevinci. Zamanla ağırlaşır ve olduğu yerde kalır. Taşıyamadığı şey, yükten çok hareketsizliktir.

Ama derinlikte hayatta kalmak, taş olmakla ilgili değildir.

Derinlik, suya aittir.
Su sert değildir. Ezilmez. Çünkü karşı koymaz; şekil değiştirir. Basınç geldiğinde direnmek yerine yön değiştirir. Kırılmaz, bükülür. Gücü, katılığından değil, hareket edebilme becerisinden gelir. Hissetmeye devam eder ve bu onu zayıflatmaz; aksine varlığını mümkün kılar.

Bu yüzden kendimi sertleştirerek korumaya çalışmıyorum.
Dayanmanın katılaşmak olmadığını görüyorum.
Hayat ağırlaştığında taş gibi susmak yerine yer değiştirebilmeyi,
ezilmemek için sertleşmek yerine akabilmeyi seçiyorum.
Hissetmeye devam ederek ayakta kalıyorum;
içeriye kapanmadan ama kendimi de bütünüyle açmadan,
kendi ritmimi ve kendi derinliğimi koruyarak.

Derin deniz balıkları ışığı yukarıdan beklemez.
Güneş onlar için bir ihtimal değildir. Karanlık bir eksiklik değil, doğal koşuldur. Bazı  insanlar da böyledir. Gürültüde değil, derinlikte yaşar. Görünür olmaya değil, içeride dengede kalmaya çalışır.

Belki bu yüzden kimi insan yüzeyde rahat ederken
ben derinlerde nefes alabiliyorum.

Bu bir eksiklik değil.
Bu, benim habitatım.

Deniz K.

“Bu Benim Habitatım” öğesine 2 yanıt

  1. Arzu Gençoğlu Avatar
    Arzu Gençoğlu

    Harika ❤️

    Hep yaz,çok yaz..Okurlarının kalbinde muhteşem bir haz duygusu bırakıyorsun.

    iyi ki….

    Beğen

    1. m.deniz gültekin Avatar
      m.deniz gültekin

      Çok mutlu oldum. Yazmak benim için nefes almak gibi…
      Umarım son nefesime kadar bu sayfayı güncel tutabilirim.

      Beğen

Arzu Gençoğlu için bir cevap yazın Cevabı iptal et